MAKALELER

HAYATTA 5 ALMAK

Üniversitede çok sevdiğim bir hocamın lafıydı: “Çocuklar okulda beş almak o kadar da önemli değil, önemli olan hayatta beş almak” derdi. İnsan bunu üniversiteyi bitirip iş hayatına geçince anlıyor.

Üniversite gerçek anlamda bizim için hayatın başladığı yer. Sorumluluklarımız var ve bu sorumlulukların takibini sadece biz yapıyoruz; söz gelimi derse hatta sınava bile girmezsek kimse bize neden gelmedin demiyor. İleride yapacağımız iş ile ilgili olarak bir eğitim görüyoruz. Kendimizi olabildiğince geliştiriyor, kendimize yeni özellikler katıyoruz. Ancak okul bitip de işe başladığımız zaman asıl fark çıkıyor ortaya. İş hayatında gerçek anlamda başarılı olmak için sadece derste öğrenilenler yetmiyor. Çünkü dersi dinleyerek, çalışarak, ezberleyerek herkes öğrenebilir ancak bundan çok daha fazlası gereklidir hayatta. Karar alabilmek, seçim yapabilmek, donanım sahibi olabilmek belirleyici olmaya başlıyor.

Günümüzde dijital patlama yaşıyoruz. Her şeyi bilgisayarlar hatta telefonlarımız aracılığı ile yapıyoruz. İnternet her şeyimiz. İnternetsiz bir hayat ölümden beter bizim için. Gazeteleri, dergileri, kitapları tabletlerimizle, bilgisayarlarımızla okuyoruz, her türlü bilgiye ulaşabiliyoruz. Bu bize aşırı bir motivasyon katıyor, her şeye sahip olabilme duygusunu pekiştiriyor. Ancak ilk iş görüşmesine gittiğimizde dananın kuyruğu kopuyor.

Giyiyoruz en şık elbiselerimizi, Cv mizi oluşturuyoruz, bilmiyorsak bile arama motoruna “CV nasıl hazırlanır” yazıyoruz ve bakarak yapıyoruz ama görüşme anı geldiğinde değişik bir şeyler oluyor. Belki iki kelimeyi bir araya getiremiyoruz, aşırı heyecanlanıyoruz. Cvmiz çok iyi ama karşımızdaki şöyle sorular soruyor bize:

“Falanca okuldan mezunsunuz, falanca falanca eğitimleri almışsınız, çok güzel, ama bu okullardan mezun çok kişi var, sizin farkınız ne, şirketimize ne katacaksınız?”

“Benim farkım dergileri internetten okurum, tüm Amerikan dizilerini izliyorum” diyemiyoruz tabii ki, kem küm şeklinde geçiştiriyoruz soruyu. Sonrada soruyoruz kendimize; neden ben bu işe giremedim diye.

Hayatta öğrendiğim tek bir şey var. O da, kendinizi iyi ifade edemiyorsanız, anadilinizi yeterli düzeyde kullanamıyorsanız( bakın yabancı dillerden bahsetmiyorum bile, on tane yabancı dili çok iyi konuşun, anadiliniz zayıfsa bunlar hiçbir işe yaramaz), eğitim dışında değişik uğraşlarınız yoksa kendinize yatırım yapmıyorsanız işiniz gerçekten çok zor.

Donanım sahibi olmamız gerekiyor. Hem kültürel hem de sosyal açıdan kendimizi geliştirmiş olmamız gerekiyor. Ne kadar çok kitap okursak, o kadar çok konuşacak, düşünecek konumuz oluyor. Güncel konulardan haberdar olmak, dünyada neler olup bittiğinin farkında olabilmek, insanlarla iyi ve doğru iletişim kurabilmek çok önemli. Doğru iletişim her sorunu çözen yegâne çözümdür. Aslında hayatımızdaki her kararın altında iletişimin imzası vardır.

Üniversitedeyken aynı hoca bir soru daha sormuştu. “Yarı entel nedir” demişti. Şimdi bir düşünün yarı entel ne demektir?

Entelektüel ya da entel ne demek biliyoruz ama bu yarı entel de ne oluyor?

Hocamızın cevabı çok güzeldi: “Yarı entel; her konuda fikri olan ama hiçbir konuda bilgisi olmayan kişidir.”

Ne kadar güzel, her konuda fikri olan ama hiçbir konuda bilgisi olmayan kişi… Dikkatli bakarsanız etrafımızda böyle insanların çok olduğunu görürsümüz. Herkesin her konuda bir fikri var, herkes sanat, ekonomi, siyaset, spor, eğitim… Her işi çok iyi biliyor, hep bir fikri var ama bahsedilen konularda hiçbir bilgisi ve uzmanlığı yok. Ama sorsanız sabahlara kadar bu konularda sizinle tartışabilir, nitekim açık oturumlarda tartışıyorlar da…

Kendimizi eğitirken, yetiştirirken yarı entel olmamak, bunun bilincinde olabilmek çok önemli.

Siz siz olun, kendinize değer verin, kendinize yatırım yapın ve hayattan beş almaya bakın…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir